Haber

TBMM’nin açılışının 103. yıl dönümü

HDP Küme Başkan Yardımcısı Hakkı Saruhan Oluç, “Meclisin kuruluşunun 103. yılında kötü ve kötü yönetilen bir Türkiye ile karşı karşıyayız” dedi. söz konusu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 103’üncü yılı münasebetiyle özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Oluç, Çocuk Bayramı’nda milyonlarca çocuk, çocuk işçiliğinden iş cinayetlerinde hayatını kaybetmeye, uyuşturucu bataklığında geleceğini kaybetmeye kadar yaşlarının kaldıramayacağı çok önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. olduğunu iddia etti.

Bundan 100 yıl önce bayram olarak çocukların bayramı olarak hayal edildiğini, çocuklara huzurlu ve müreffeh bir ülke bırakmayı kendilerine borçlu olduklarını belirten Oluç, “Keşke bugün gelişmiş demokratik bir ülke, sosyalleşmenin sağlandığı bir sistem olsun. adalet, halkın temel ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlarına çözüm bulabilmektedir” diyen Güçlü bir demokrasiden ve egemenliği sürekli engellenmeyen bir halk iradesinden söz edebilsek. Keşke 103 yıllık tarihi böyle değerlendirebilsek ama maalesef öyle değil.” dedi.

Oluç, günümüzde demokrasinin ağır bir “baskı” altında olduğunu savunarak, kuvvetler ayrılığının terk edilerek tek kişide toplanan kuvvetler birliğinin yerini aldığını savundu.

Denge’nin teftiş sistemlerini işletmediğini ve yöneticinin vesayetinde tutulduğunu belirten Oluç, şunları kaydetti:

“Demokratik siyaset, toplumsal muhalefet ve sivil toplum ağır bir kuşatma ve baskı altında. Yerel yönetimler üzerindeki merkezi vesayet güçlendirildi, kayyum rejimi oluşturuldu. Yerel demokrasi yok edildi, halkın iradesi gasp edildi. hukukun üstünlüğünün, üstlerin üstünlüğünün uygulandığı, 2007 yılında şerli, kötü yönetilen bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Çözümsüz bırakılan Kürt sorunu, çözülemeyen bir Türkiye yaratmıştır. Bugün Kürt sorunu çözülemez. çözülür çünkü cumhuriyet demokratikleşebilir, cumhuriyet demokratikleşemez çünkü Kürt sorunu çözülemez.Kürt sorununun varlığı devleti ve iktidar sistemini hukuksuzluğa ve demokrasisizliğe itmektedir. Alevilik başta olmak üzere dini kimlikler eşit derecede, aynı zamanda cinsiyetçi olan bu otoriter sistem, kadının kadın kimliği ve iradesiyle eşit ve özgür varoluşunu kabul etmemiştir. Bu eylemlerin hesabının sandıkta ve demokratik yollarla verileceği gün 14 Mayıs’tır.”

Oluç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 6. yılına girdiğini ve sistemin iktidar şatafatından başka bir şey getirmediğini iddia etti.

Sistemin demokrasi, adalet, hukuk ve anayasal unsurların kırıntılarını götürdüğünü iddia eden Oluç, hükümetin seçim kampanyasını kutuplaşma, ayrıştırma ve krizi ve enkazı örtme amacı üzerine kurduğunu savundu.

Oluç, şöyle devam etti:

“İktidar kaybetmeyi demokratik bir süreç olarak görmediği için alıngan ve saldırgan oluyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan cumhuriyetin demokratikleşmesi. Demokratikleşmeyi ekonomik ve sosyal politika tercihleriyle güçlendirmek gerekiyor. Mevcut rejim krizinin düzelmemesi için derinleşmek ve büyümek için cumhuriyetin demokrasi ile gerçek anlamda buluşması, demokratik ve özgürlükçü bir yapıya sahip olması gerekir. eşit ve özgür yurttaşlık hukuku hakim olmalıdır. türkiye’nin hiçbir sorununu çatışma ve şiddet yoluyla çözemeyiz. tüm sorunlarımızı çözebiliriz. sorunları müzakere ederek, konuşarak, diyalog yoluyla tartışarak çözmek.Bizim kürt sorunu başta olmak üzere konuşarak çözemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz yok.bu ülkedeki herkesin hakkıdır.genişletmek bu ülkedeki herkesin hakkıdır. ortak çaba, vicdanen kazandığımız demokrasi. Cumhuriyetin ilk 100 yılı sıkıntılar ve bunalımlar yüzyılıydı. İkinci yüzyıl tahlil ve demokrasinin 100 yılı olacaktır.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu